Deprem ve Sonrası...

Deprem ve Sonrası...

Ülkemiz son aylarda oldukça “sarsıntılı” günler geçiriyor.

Son aylarda özellikle Elazığ, Malatya, Akhisar, Kırkağaç ve İzmir yöreleri başta olmak üzere yüzlerce deprem meydana geldi.

Bu depremlerin en büyüğü İzmir yöresinde olan ve Richter ölçeğine göre 7 şiddetindeki depremdi. Ölçek değeri açısından “güçlü” olarak değerlendirilebilecek bu deprem, “yıkım” açısından da ciddi etkiye yol açtı ancak benim yazmak istediğim “Psikolojik Etkisi” elbette.

Bugün deprem öncesi ve sonrası yapılması gereken, depremzedelere yiyecek ve barınma sağlamak kadar, hatta belki bunlardan daha önemli bir konuyu konuşalım: “Psikolojik Destek”

“Nasıl daha önemli?” derseniz kısa ancak açıklayıcı bir bilgi vereyim.

Son aylarda ülkemizdeki en şiddetli ve en yıkıcı depremlerden biri Elazığ&Malatya yöresinde gerçekleşen 6.8 şiddetindeki depremdi ve 24 Ocak Cuma 20:55’te oldu.

27 Ocak Pazartesi saat 12:00’de arama kurtarma çalışmaları sona erdi. Yani tüm televizyonların sürekli yayında olduğu ve o kadar üzerinde durulan çalışmalar yaklaşık 63 saat sürdü, bu süre yetti.

Peki ya sonrası?

Bir tahminde bulunun;

Depremden etkilenmiş, travmatize olmuş kişiler için yapılacak çalışmalar kaç gün sürer?

Ya da kaç hafta? Hatta kaç ay? Kaç Yıl?

Bu soruya yanıtı; 1999 depreminin 20. Yılında uzun süreli etkileri ile ilgili bir araştırma yayınlayan Türkiye Psikiyatri Derneği vermiş oldu.

Deprem sonrası psikolojik destek çalışmaları günler ve haftalar değil, en iyimser olarak aylar ve yıllar sürer. Bunun nedeni “insan psikolojisi”nin “beton”dan farklı olması ve süreç içinde travmatik deneyime dair algı, duygu, düşünce ve tutumların değişiklik göstermesi.

Deprem gibi bireysel ve toplumsal açıdan yıkıcı etkileri olan bürük travmatik olayların etkileri birkaç günde ya da ayda geçmez. Hele ki doğru psikolojik yardım çalışmaları yapılmazsa hiç geçmez.

“Zaman herşeyin ilacıdır” derler. Sakın inanmayın. Hiçbirşey zamanla düzelmez. Geçen zaman içerisinde sizin yaptıklarınız ancak bir “düzelme” ya da “iyileşme” sağlar.

Yani bir depremin ilk anından itibaren sahada yardım çalışmaları yürüten, travma odaklı psikolojik destek çalışmaları yürüten ister kamu görevlisi ister sivil toplum örgütü üyesi tüm meslektaşlarımızın çabaları, yardım için çırpınan insanlarımız ve elbette depremzedelerin kendilerinin eylemleriyle psikolojik bir toparlanmadan söz edilebilir.

Arama-kurtarma görevlileri canla başla çalıştı, sahadan çekildi ve artık ruh sağlığı bu profesyonellerinin yoğun mesaisi başladı.

Özetle, büyük işler yapan pek çok ruh sağlığı profesyoneli şu an çalışıyor…

Hepsine kolaylıklar diliyorum, emeklerine sağlık…

“Beton”a değil “İnsan”a yatırım yapılan bir toplum hayaliyle;

Sağlık ve Esenlikler dilerim…

Haftaya “deprem gibi travmatik olaylara karşı nasıl daha dayanıklı olabiliriz”i konuşalım…